Yine uyudu uykusunu siktiklerim
Bunu yaparken hiç utanmadım.

Bunu yaparken hiç utanmadım.

“Keep Calm And…” postlarından illallah geldi amk
Uzun yazdım #affetgezi

“Darbeci zihniyete karşıyım” diyerek giriyorum cümleme…

Ortalama 20 gündür süren Gezi Parkı eylemlerine gerek çalıştığım internet sitesinde olabildiğince özgür ifadeler kullanarak girdiğim haberlerle, gerek sosyal medya hesaplarımdan aktarmaya çalıştığım bilgilerle elimden geldiğince destek ve yardımcı olmaya çalıştım. Direnişin ‘3-5 ağaç’ için, kışla / AVM için değil; artık halkın sesini duyurmasının vakti geldiği için, hükümete ‘biz buradayız’ mesajı vermek için yapıldığının farkında olanlardanım.

Ne olay çıkartıp polise saldıran, ne de sivil toplum kuruluşu ya da illegal bir örgütün üyesi olan biriyim. Tek amacım, halkımla birlikte sömürgeci zihniyete sesimi duyurmak. Yapılan bu direnişin sonunda hükümetin devrilmesini beklemek ahmakça ve hayalperestçe bir tutum. Tek amacım bu gidişe dur diyebilmek. 

***

Direniş sırasında sık sık sonumuzu merak ettiğimi söyledim. İnsanlar, amaçlarının ne olduğunun farkında mı? Bunu hâlâ soruyorum ve çok merak ediyorum…

Büyük bir kalabalığız evet, Recep’in evinde tutamadığı %50’yiz, hakkını yedirmeye, ülkesinin ve halkının daha fazla sömürülmesine karşı çıkan ‘çapulcu’larız. Ne polise saldırdık, ne kamu mallarına zarar verdik, ne yağmacılık yaptık, ne de yasal olarak haksız duruma düşeceğimiz herhangi bir suç işledik. Her bireyin hakkı olan eylemimizi yaptık. 

İyi, güzel de; yıpranmadık mı fazlasıyla? Günahı olmayan insanların, ‘orantılı’ güç kullanan polis tarafından öldürülmesi, kadın çoluk çocuk yaşlı genç demeden binlerce insanın yaralanması, yandaş medyanın olayları örtpas ederek bizi terörist gibi göstermesi ve daha nicesi. 

Bir eylemde amaç nedir dostlar? Hiç düşünüyor musunuz bunu? Eylemi kayıtsız şartsız sürdürmek dışında, ne yapmaya çalıştığınızı hiç düşündünüz mü? Bilmediğimden soruyorum bunu. Çünkü benim düşündüğüm tek şey, halkın sesini duyurmasıydı ve bunu —yapılan penguen yayınlarına rağmen— sadece Türkiye’ye değil tüm dünyaya duyurmayı başardık. Bu kadardı. Buydu olması gereken. Ne bekliyorduk ki hükümet mi devrilecekti? İstifa mı gelecekti? Halkın gözünü açması gerekiyordu, açabildiğimiz kadarını açtık. 

Tam bu noktada eylemin sembolik ‘hatıra’larını sokaklarda, parklarda bırakarak sonlandırmamız  gerektiğini düşünüyorum. Fazlasında neler olabileceğini gördük. %50’mizin içindeki %1 kadar küçük sayılabilecek bir grup bile taş/molotof atıp duvarlara PKK yazarsa, meydanlarda bebek katili  Apo’nun posterlerini açarsa bunun adı kardeşlik, birlik beraberlik değil düpedüz provakasyon olur. Ve  günlerce halkın gördüğü zulmü ekranlarına taşımayan yayıncı kuruluşlar, “Taksim’deki marjinal gruplar, örgüt üyeleri” diye başlayan cümlelerle milyonlara teröristmişiz gibi lanse eder. 

Sesimizi duyurduğumuzda bitmeliydi.. Amacın dışına çıkıldığı kanısındayım. Yapılan zulüm ve solan yaşamlar için duyulan öfkenin, çekilen acılar için sürdürülen direnişin artık bir ‘ses duyurmaya çalışma’dan çok ‘intikam’ duygusuna dönüştüğünü göremiyoruz.

Keşke görebilsek. Keşke daha fazla masum insanın canı yanmasa. Keşke daha fazla ocak sönmese. Keşke daha fazla fırsat vermesek eylemi iç savaşa dönüştürmeye çalışan fırsatçılara. Keşke bundan sonraki tepkimizi sandıkta göstersek. 

Doluyum dostlar. Yanlış anlaşılma korkusuyla anlatamıyorum sanki kendimi, eksik kuruyorum cümleleri sanki..

Keşke ne demek istediğimi anlasanız… Keşke Recep’siz güzel günlere uyansak ve keşke bu birlik beraberlik, ardında güzel izler bırakıp bizi kardeşlik dolu günlere taşısa. Keşke bu zulüm son bulsa… 

Uzun yazdım, #affetgezi. 

Anneler ve babalar günlerini sosyal medya hesaplarında yazılar yazarak kutlayan insanları sevmiyorum. Ananız babanız buradaysa eyvallah yazın dilediğinizi, görsün sürpriz olsun falan… Ama boş muhabbet yapmayın. “İyi ki babamsın canım  babam” gibi saçma salak yazılar yazmak yerine gidin sarılarak söyleyin bunu. Belki benim babam yok? Belki özlem çekiyorum ve kıskanıyorum gördükçe? Belki içim acıyor ? Düşünmüyorsunuz tabi bunları dimi? Düşünmeyin aferin. Sikimsonik işlere çalıştırın beyinlerinizi. 

Sevdiceğim bişeye üzüldüğü zaman kainatı sikesim geliyor. Sebep olan her neyse atomlarına ayırmak istiyorum.
Biriyle kavga ettikten sonra onun sevmediği insanlarla ‘kanka’ olan, çıkar dostlukları kuran yaratıklar; naabıyonuz yavşaklık nası gidiyo?
kedilimadam:

Çok seviyom.

kedilimadam:

Çok seviyom.

Aşk gibi. Sevda gibi. Huysuz ve tatlı kadın:))

Aşk gibi. Sevda gibi. Huysuz ve tatlı kadın:))

sizden önce ölürsem ve bundan haberiniz olursa bu şarkıyı dinlediğinizde aklınıza serdar ortaç gelsin. neden serdar ortaç bilmiyorum. komik olurdu bence.

Silahımdaki son kurşundu. Kimi vurmam gerektiğini bilmiyordum. Vurulması gereken o kadar çok insan vardı ki aklımda, bir türlü karar veremiyordum ne yapacağıma. Kendimi öldürmeyi düşündüğümde bunun bir kaçış olacağını ve kaçmanın korkaklara yakışacağını düşünerek vazgeçmiştim. Oturmuş bir köşede düşünürken kurşunun ucunu sivriltiyodum(!) Kin doluydum ve kime bu denli kızgın olduğumu bile bilmiyordum.

Öfkemi kontrol altına almayı öğrendiğimden beri renksizleşti hayat. Ve intikam duygusu da köreldi öfkeyle beraber. Eskiden ‘ulan sen benim canımı yaktın, ben senin canını daha fazla yakacam’ diye takıntılarla geçirirdim günlerimi. Ve yakardım da. Sonra yine misillemeler ve yine sorunlar..
Sanırım artık pes ettim. Ya da uslandım. Bilmiyorum. Sadece kavga dövüş olayları değil bahsettiklerim, psikolojik savaşlar da dahil bunun içine.
Yoluna girsin istiyorum bir şeyler. Sorunsuz bir hayat istiyorum. Artık insanları Allah’a havale ediyorum ben galiba. Kimseyle uğraşasım yok. Varsın eyvallahlarla dolu bir hayat olsun.. Ama istediğim gibi olsun.

Başbakan’ın büyük oğlu yamulmuyorsam;

404notsound:

Burak Erdoğan, 1998 yılında ses sanatçısı Sevim Tanürek’i arabasıyla ezip öldürüyor. O zamanların Belediye Başkanı babası olay yerindeki 35 metrelik fren izleri ve kadının kan izleri dahil bütün kan lekelerini belediye arabalarınca yıkatıp temizletiyor. Oğlu 1998’in parasıyla 540bin Türk Lirası para cezasıyla ve 3 aylık hapisle kurtuluyor. Ve bizim insanımız bu BABA alnını secdeye koyduğu için ona tapıyor. Allah onunla beraberdir diyor. Allah zalimlerle beraber değildir. Ama insan düşünüyor dimi? Allah neden bunlara hala yardım ediyor adalet nerde diye? İnsanı dininden soğutmayın lan Allahsızlar. Kıçınızda 100 yıllık hristiyan tıpası var, hala sıçamamanızın tek sebebi bu.

Not: Kur’anı bir kez olsun Türkçe okumamış, ama arapça hatim etmiş ve sevap kazandığını zannedenler için söylüyorum; Fatır Suresi 4-5 der ki; Aldatıcıların sizi Allah’la kandırmasına izin vermeyin. Keşke okusalardı.